Arama yapmak için lütfen yukarıdaki kutulardan birine aramak istediğiniz terimi girin.

Davacı Tarafta İradî Taraf Değişikliği Yapılması ve
Bu Konuya Yargıtay’ın Bakış Açısının Değerlendirilmesi

The Substition of a Party in Party Plaintiff and the Evaluation of Overview of the Supreme Court

Hülya TAŞ KORKMAZ

Uygulamada ihtiyaç duyulması nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 124. maddesinde iradî taraf değişikliği yapılmasına ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Bu hükümlere istinaden koşulları mevcutsa gerek davacı gerekse davalı tarafta taraf değişikliği yapılması mümkündür. Zira söz konusu hükümlerde davacı veya davalı terimi kullanılmamıştır. Ayrıca dava dilekçesi hazırlanırken hukukî veya fiilî bir yanılgı sonucu davalı taraf yanlış veya eksik gösterilebileceği gibi, davacı taraf da yanlış veya eksik gösterilebilir. İradi taraf değişikliğine ilişkin hükümlere istinaden yanlış gösterilen tarafın yerine gerçek tarafın geçirilmesi (taraf değişimi) mümkün olduğu gibi, eksik gösterilen taraftaki bu eksikliğin giderilmesi için gerek mecburi dava arkadaşlığı gerekse ihtiyari dava arkadaşlığı oluşturacak şekilde iradî taraf değişikliği (taraf katılımı) yapılması da mümkün olmalıdır.

İradi Taraf Değişimi, Taraf Katılımı, İradi Davacı Değişimi, Davacı Tarafta İradî Taraf Değişikliği, İhtiyari Dava Arkadaşlığı Doğuracak Şekilde Taraf Değişikliği.

Due to the need in practice, Article 124 of Law No. 6100 on Civil Laws provides provisions for making a substitution of a party. If the circumstances exist in the light of these provisions, it is possible to make a substitution for both plaintiff party and defendant. However, the plaintiff and defendant terms have not been used in the related provisions. Moreover, while the petition is being prepared, bot the defendant and the plaintiff can be shown wrong and incomplete as a result of legal or actual delusion. Regarding the substitution of party provisions, It is possible to replace the actual party instead of the wrong party (substitution of the party) and it must be also possible to make a substitution (party participation) to form compulsory joinder of parties and arbitrary joinder of parties in order to resolve deficiencies in the mispresented party.

Substitution of a Party, Party Participation, Plaintiff Substitution, Substitution of a Party in Plaintiff Side, The Substitution of a Party in the Form of Arbitrary Joinder of Parties.

Giriş

Bir davada tarafın belirlenmesi gerek dava esnasında taraflar ve mahkemece yapılması gereken usul işlemleri gerekse kesin hükmün etkisi bakımından son derece önemlidir. Davanın tarafları dava dilekçesiyle belirlenir (HMK m.119) ve dava, kural olarak, dava dilekçesinde taraf olarak gösterilen kişiler tarafından yürütülerek bu kişiler hakkında hüküm verilir. Ancak bazen maddi hukukta gerçekleşen olayların davaya yansıması olarak örneğin, davanın taraflarından birinin dava esnasında ölmesi veya dava konusunun dava esnasında devredilmesi gibi sebeplerle kanuni taraf değişikliği yapılması gerekebilir. Bazen de hukukî veya fiilî bir yanılgı sonucu dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi sebebiyle tarafın iradî olarak değiştirilmesi gerekli olabilir.

Dava dilekçesinin hazırlanması esnasında hukukî veya fiilî bir yanılgı sonucu tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi halinde, iradî taraf değişikliği yapılmak suretiyle bu hata düzeltilmezse, yanlış taraflarla davaya devam edilmeyeceği için, açılan davanın reddedilmesi ve gerçek davacı tarafından veya gerçek davalıya karşı yeni bir dava açılması gerekecektir. Bu durum ise hem tarafı yanlış veya eksik belirlenmiş olduğundan reddedilen davada yapılan usul işlemlerinin boşa gitmesine hem de yeni davalar açılmasına sebebiyet verdiğinden usul ekonomisine aykırı olacaktır.

1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde, iradî taraf değişikliği yapılmasına ilişkin bir düzenleme bu Kanun’da bulunmamaktaydı. Yargıtay uygulaması ise, tarafı yanlış veya eksik belirlenerek açılmış olan davalarda, kural olarak, taraf değişikliği yapılmasına izin vermemekteydi. Ancak Yargıtay, maddi hata veya temsilcide yanılma halleriyle sınırlı olmak üzere Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 80. maddesi kapsamında davalı tarafta taraf değişikliği yapılmasına izin vermekteydi. Bu durum, tarafı yanlış belirlenerek açılmış olan pek çok davanın reddine sebebiyet verdiğinden ve uygulamada taraf değişikliği yapılmasına da ihtiyaç duyulduğundan, kanunkoyucu tarafından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 124. maddesinde iradî taraf değişikliği yapılmasına ilişkin düzenleme yapılmıştır.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda iradî taraf değişikliği yapılmasına ilişkin hükümlerin (HMK m.124) düzenlenmesi elbette çok isabetli olmuştur. Ancak bu hükümlerin uygulanması konusunda halen bazı sorunlar yaşanmaktadır. Bu sorunlar özellikle, davalı tarafta olduğu gibi davacı tarafta da iradî taraf değişikliği yapılabilmesi ile taraflardan birinin yanına üçüncü kişi veya kişilerin geçirilmesi suretiyle ihtiyari dava arkadaşlığı da meydana getirilmesinin mümkün olup olmayacağı konusunda yaşanmaktadır.

Bu çalışmanın amacı, davacı tarafta iradî taraf değişikliğinin yapılıp yapılamayacağı konusunda doktrindeki tartışmaları iradî taraf değişikliğine ilişkin hükümler çerçevesinde değerlendirmek ve ardından bu konuya Yargıtay’ın bakış açısını Yargıtay’ın bu konuda vermiş olduğu kararları incelemek suretiyle değerlendirmektir. Ancak bu değerlendirmeler yapılmadan önce, konunun daha iyi ifade edilebilmesi için, taraf değişikliği ve iradî taraf değişikliği konusunda kısaca genel bilgi verilecektir.

1. Genel Olarak Taraf Değişikliği

Bir dava davanın taraflarıyla sübjektif olarak konusuyla objektif olarak bireyselleştirilir ve diğer davalardan ayrılır. Davanın tarafları dava dilekçesinde belirlenir (HMK m.19) ve kural olarak, bu taraflar hakkında yargılama yapılarak hüküm verilir. Ancak bazen dava esnasında maddi hukukta gerçekleşen olaylar sebebiyle davanın taraflarının değiştirilmesi gerekebilir. Bu hallerde maddi hukukun yargılamaya yansımasının bir gereği olarak taraf değişikliği yapılması gerektiğinden, bu hallerde yapılan taraf değişikliği, kanuni taraf değişikliği olarak adlandırılabilir. Örneğin, dava esnasında davanın taraflarından biri ölürse, dava malvarlığına ilişkin olmak koşulu ile davaya ölenin mirasçıları tarafından veya mirasçılarına karşı devam edilir. Davanın taraflarından birinin ölümü ile ölenin terekesi kanun gereği mirasçılarına geçtiğinden (TMK m.599), terekeye giren hak ve borçlarla ilgili davalarda davacı veya davalı olarak davaya devam edebilme yetkisi de (HMK m.53) mirasçılara geçer. Bu yetki kanun gereği mirasçılara geçmekle birlikte, mirasçılar hakkında karar verilebilmesi için, bir ara kararla mirasçıların davaya dâhil edilmesi gerekir. Bir ara kararla ölen tarafın yerine mirasçıların geçtiği belirtilmeden ölen taraf hakkında yargılama yapılarak karar verilemez; aksi takdirde verilen hüküm etkisiz hüküm olur1 .

Yine dava esnasında dava konusunun devredilmesi durumunda da, kanuni taraf değişikliği yapılabilir. Dava esnasında davalı dava konusunu devrederse, davacı isterse devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam etmek suretiyle davalı tarafı değiştirebilir (HMK m.125/1-a). Benzer şekilde davacı tarafından dava konusu devredilirse, eski davacının yerine alacağı devralan kişi yeni davacı olarak davaya devam eder (HMK m.125/2). Kanuni taraf değişikliği yapılmasını gerektiren haller, davanın açılmasından sonra maddi hukukta gerçekleşen olayların yargılamaya yansımasının sonucu olduğundan, bu değişikliğin yapılması için karşı tarafın rızasına veya hâkimin iznine ihtiyaç yoktur. Ancak bu hallerde de, davada taraf değişikliği yapıldığına ilişkin bir ara karar verilmesi ve davaya yeni tarafla devam edilmesi gereklidir.

İradi taraf değişikliği ise, dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi halinde, kural olarak, tarafların anlaşmasıyla yapılır (HMK m.124). Yani iradî taraf değişikliği yapılması, dava dilekçesinin hazırlanası esnasındaki hukukî veya fiilî bir yanılgıdan kaynaklanır. Yanlış gösterilen tarafın değiştirilmesine veya eksik gösterilen tarafın davaya katılmasına izin verilmediği zaman, iradî taraf değişikliği ile ihtiyari dava arkadaşlığı meydana getirilmesi gereken haller hariç açılan davanın reddi ve gerçek davacı tarafından veya gerçek davalıya karşı yeni bir davanın açılması gerekir. Bu olumsuz sonucu önlemek için iradî taraf değişikliği yapılması Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenmiş (m.124); bu suretle usul ekonomisi ilkesi gerçekleştirilmek istenmiştir.

2. İradi Taraf Değişikliğinin Türleri

Bir önceki başlık altında da belirtildiği üzere, iradî taraf değişikliği, dava dilekçesinin hazırlanması esnasında hukukî veya fiilî bir yanılgı sonucu tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi halinde, bu hatanın telafi edilerek düzeltilmesi için, kural olarak, karşı tarafın açık rızasıyla yapılan taraf değişikliğidir. Taraf değişikliği dar anlamda, yanlış gösterilen tarafın yerine gerçek tarafın geçirilmesi suretiyle yapılan taraf değişikliğini ifade etmektedir. Dar anlamda taraf değişikliğini, taraf değişimi olarak adlandırmak da mümkündür. Zira bu durumda, yanlış gösterilen taraf davadan çıkarılmakta ve onun yerine gerçek taraf geçirilmektedir.

Geniş anlamda taraf değişikliği ise hem dar anlamda taraf değişikliğini hem de eksik gösterilen tarafın yanına bu eksikliği gidermek için, üçüncü kişi veya kişilerin taraf olarak dâhil edilmesi suretiyle yapılan taraf değişikliğini ifade etmektedir. Eksik gösterilen tarafın yanına bu eksikliği gidermek için, üçüncü kişi veya kişilerin taraf olarak dahil edilmesi suretiyle yapılan taraf değişikliği, taraf katılımı olarak da adlandırılmaktadır. Geniş anlamda taraf değişikliği gerek davacı tarafta gerekse davalı tarafta iradî taraf değişikliğini mümkün kılmaktadır.

İradi taraf değişikliğine ilişkin genel bir hükmün bulunmadığı Alman hukukunda, dava değiştirmeye ilişkin hükümlere (ZPO § 264) istinaden hem taraf değişimi hem de taraf katılımı yapılabilmesi, kural olarak, kabul edilmekte ve uygulamada taraf değişikliği yapılmaktadır2 . İsviçre’de 2011 yılında yürürlüğe giren, İsviçre Federal Medenî Usûl Kanunu’nda iradî taraf değişikliği yapılabileceği düzenlenmiş (Schw. ZPO § 83/4) ve iradî taraf değişikliğinin, kural olarak, karşı tarafın rızasıyla yapılabileceği hükme bağlanmıştır. İsviçre Hukukunda, iradî taraf değişikliği dar anlamda anlaşılmaktadır. Bu hukuk alanlarında taraf katılımı şeklindeki taraf değişikliğinin yalnızca kanunda düzenlenen hallerde mümkün olduğu kabul edilmektedir3 .

Türk hukukunda iradî taraf değişikliğine ilişkin hükümlere (HMK m.124) istinaden davalı tarafta taraf değişimi; yani yanlış gösterilen davalının davadan çıkartılması ve yerine gerçek davalının geçirilmesi şeklindeki taraf değişikliğinin yapılabileceği konusunda doktrinde görüş ayrılığı bulunmamaktadır. Uygulamada davalı tarafta iradî taraf değişimi yapılmasına duyulan ihtiyaç daha fazla olduğundan olsa gerek, bu konuda çok fazla sayıda Yargıtay kararı bulunmakta ve bu kararlarda iradî taraf değişimi yapılması bakımından Yargıtay uygulamasında esaslı bir içtihat farklılığı bulunmamaktadır. Buna karşılık iradî taraf değişikliğine ilişkin hükümlere istinaden davacı tarafta taraf değişikliği yapılmasının mümkün olup olmadığı konusunda Türk Hukukunda tam bir görüş birliği bulunmamaktadır.

Yargıtay 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra az sayıda da olsa davacı değişikliğine ilişkin kararlar vermiştir. Bu kararlardan ulaşabildiklerimizin çoğunda Yargıtay, davacı tarafta taraf değişimi yapılması gerektiğini kabul etmiştir. Yargıtay’ın bu konudaki bazı kararlarından davacı tarafta iradî taraf değişikliği yapılmasına izin vermediği intibaı oluşsa da, esasen bu kararlar incelendiğinde koşulları mevcut olmadığı için Yargıtay tarafından davacı değişimi yapılmaması gerektiğine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Aşağıdaki başlık altında, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun iradî taraf değişikliğine ilişkin 124. maddesindeki hükümlerin düzenleme şekli ve bu hükümler uyarınca davacı tarafta da taraf değişikliği yapılmasının mümkün olup olmadığı değerlendirilecektir. Bir sonraki başlık altında ise, Yargıtay’ın iradî taraf değişikliğine ilişkin hükümlere istinaden davacı tarafta iradî taraf değişikliğine ilişkin kararlarına yer verilecek ve Yargıtay’ın bu konudaki bakış açısı değerlendirilmeye çalışılacaktır.